15 Aralık 2008 Pazartesi

Liseden akılda kalanlar

Liseliler bakalım ders kitaplarında ne okuyorlarmış, nasıl bir gençlik yetişiyormuş?

"Türkler tarih boyunca ordu-millet geleneğini sürdürerek yaşamışlardır. Bu geleneğe göre çocuklar küçük yaştan itibaren askerliğe hazırlanır. Türk devletlerinde her Türk savaşa hazır durumdadır. Askerlik, özel bir meslek değildir."

"Hiç kimseye değil; Allah'a kuluz...Kalbimiz imanlı, güçlü kolumuz..."
(İlköğretim Türkçe 4 Ders Kitabı)

"Hiçbir millet, milletimizden çok yabancı unsurların inanış ve adetlerine saygı göstermemiştir. Hatta denilebilir ki diğer din sahiplerinin dinine ve milletine saygılı olan tek millet bizim milletimizdir."
(İlköğretim Sosyal Bilgiler 6 Ders Kitabı)

...ve bu ifadelerle büyüyen çocuklar milliyetçi, militarist ve de muhafazakar oluyormuş, yaratılmaya çalışan vatandaş tipi de buymuş.....

Kaynak : Tempo Dergisi 11 Aralık 2008

2 yorum:

  1. Dostum lise demişsin ama bunlar ilköğretim..

    Ama blogunu tebrik eder, başarılar dilerim. Suriye izlenimlerini bekliyorum.

    YanıtlaSil
  2. Ben de bu konuya benzer olarak Hz. Muhammed'in peygamber oluşunun 1933, 1994 ve 2009 yıllarında basılmış olan tarih ders kitaplarında nasıl anlatıldığı ile ilgili NTV Tarih'in 2010 Eylül sayısından bir alıntı yapmak istiyorum. Cumhuriyetin yeni kurulduğu dönemde mantıklı açıklamalar yapılırken, zaman ilerledikçe mantık yerini mistik bir anlatım biçimine bırakmış:

    1933 Tarih Ders Kitabı:

    "Muhammedin koyduğu esasların toplu olduğu kitaba Kuran denir. Bu esasları ihtiva eden cümlelere Ayet, Ayetlerden mürekkep parçalara da Sure derler. İslam an'anesinde bu ayetlerin Muhammede Cebrail adında bir melek vasıtasiyle Allah tarafından vahiy, yani ilham edildiği kabul olunur. Tarih noktai nazarından da mütela edildiği zaman görülüyor ki: Muhammed birden bire Allahın Resulüyüm diyerek ortaya çıkmamıştır.O Arapların ahlak ve adetlerinin pek fena ve pek iptidai ve ıslaha muhtaç olduğunu anlamış, bunları ıslah için tenha yerlere çekilerek senelerce düşünmüş ve yıllarca tefekkürden sonra kendisinde vahiy ve ilham fikri doğmuştur. Vahiy ve ilham fikri Muhammetten evel de Araplarca meçhul değildi. Bütün iptidai kavimler gibi, Araplar da, şairlerin akıl erdiremedikleri kuvvetlerden ilham aldıklarına inanırlardı. Bu kuvvetler Araplar için cinlerdi. Bu nevi itikatlar Arabistanda her zaman o kadar canlı ve derin olmuştur ki Muhammet dahi cinlerin vücuduna samimi olarak inanmıştır(...)

    Muhammedin peygamberliğinin başlangıcına dair birçok rivayetler vardır. Hakikatte Peygamberin ilk söylediği Kuran ayetlerinin ne olduğu kat'i surette malum değildir. Muhammet uzun bir devirdeki tefekkürlerin mahsulü olan ayetleri lüzum ve ihtiyaçlara göre takrir ediyordu. Bununla beraber kendisini tahrik eden kuvvetin tabiat fevkinde bir mevcudiyet samimi surette kani idi,..."

    1994 Tarih Ders Kitabı:

    "(...)Yine bir gün Hira dağındaki mağarada sessizlik ve karanlıklar içinde ve düşüncelere dalmışken, gördüğü parlak bir ışıkla kendisinden geçti. Uyandığı zaman Cebrail ona: "Ey Muhammed Yaratan Rabbinin adıyla oku!" diyordu(...) Nihayet bir gün bütün heybetiyle Cebrail tekrar göründü. Yine korku ve dehşete kapıldı. Evine gitti ve elbisesine büründü. O vakit yine Cebrail göründü "Ey örtüye bürünen Muhammed! Kalk da (insanları) uyar diye başlayan sureyi getirdi."

    2009 Tarih Ders Kitabı:

    "(...)İlk vahiyden sonra Cebrail uzun bir süre görünmedi. Sonunda bir gün Cerail tekrar geldi. Bu kez kendisine "Ey Muhammed! Kalk ve insanları Allah'ın azabından sakındır" ayetini bildirdi. Böylece Hz. Muhammed'in peygamberlik görevi başlamış oldı(...) Önceleri İslamiyet'i gizlice yayan Hz. Muhammed, Allah'tan gelen emirle İslamiyet'i açıktan yaymaya ve putlara tapınmanın yanlışlığını anlatmaya başladı. Puta tapınan müşrikler... bu yeni dinin insnalar arasında kabul göremeyeceğini düşünüyorlardı."

    YanıtlaSil